Ana Sayfa Yerel Asayiş Siyaset Ekonomi Güncel Spor Dünya Eğitim Sağlık Kultur-Sanat
Sahte geçici kimlik belgesiyle başkasına ait altınları aldılar
Sahte geçici kimlik belgesiyle başkasına ait altınları aldılar
25 yıldır eliyle balık ağı örüyor
25 yıldır eliyle balık ağı örüyor
Kütahya'da otomobil tıra çarptı: 2 ölü, 4 yaralı
Kütahya'da otomobil tıra çarptı: 2 ölü, 4 yaralı
Teröristler hendekleri terk ediyor
Teröristler hendekleri terk ediyor
Altın burunlu köpekler AFAD'da yetişiyor
Altın burunlu köpekler AFAD'da yetişiyor

Saffet Kuramaz

“Hiçbir baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha üstün bir hediye vermiş olamaz.” (Tirmizî, “Birr”, 33)
13 Temmuz 2019 Cumartesi

Peygamberimiz(sav) yanında oturan sahabelerine sormuş,
-Size göre miras nedir?
Sahabeleri de demiş ki,
-Miras, çocuklarımıza öldükten sonra rahatça yaşamalarını sağlayacak dünyalık bırakmaktır.
Peygamberimiz(sav),
-Hayır. Miras, çocuğunuza güzel ahlak ve dini öğretmektir.
Okullar tatil oldu… Çocuklar Kur’an öğrensin, namaz kılmayı bilsin… Kısacası dinini öğrensin diye camilere gönderiyoruz. Bir nebze de olsa, öbür dünya için eğitim almalarını ve yaşamın gerçek gayesini anlamalarını sağlıyoruz. Üstelik hiçbir cami, sizden dershane gibi de para talep etmiyor. Dini öğrenmek de öylesi bedava! Çocukların anne ve baba üzerindeki haklarından biride onların ona dinlerini öğretmeleridir. 
Günümüz anne ve babası, çok çalışarak ev, tarla, altın, villa, yat… İle sürekli birikim yapıyor. Böyle yaparak büyüyecek çocuklarına, yaşam içinde katılımcı birey olduklarında kendilerinden daha güzel yaşamalarını sağlayacaklarını düşünüyorlar. Çocuklarının ne ağızlarından çıkan kötü sözlerinin yok olması için çaba sarf ediyorlar ne de yaşadıkları bomboş hayata müdahale edecek çevrelerini (İnternet, sinema, eğlence partileri…) kontrol ediyorlar. Bunu sağlarken de çocuklarına zaman ayıramıyorlar, onlara sevgi ve şefkat gösteremiyorlar. Çocuklar maddi dünya zehrinin içinde gelişigüzel büyüyorlar. Ebeveynlerin zenginlikleri artıkça bu konularda doğruyu yaptıklarına içtenlikle inanarak, çocuklarına garanti yaşamı verecekleri inancı ile vicdanen rahatlıyorlar.
Eğer çocukların bu parayı ve zenginliği kullanabilecek ahlak ve dine dayalı öğretileri ile eğitilmezlerse, nasıl bu maddesel zenginlik kalıcı olur ki… Rızık sıkıntısı çeken ve ondan korkan kişi, ancak dünya ile meşgul olur, onu kaybetmekten dolayı biriktirir ve asla birikimini harcamayı istemez. Yerse, azalacağını düşünür. Böylece, elinde isteyip de yiyeceği seçenekler fazlasıyla varken fakir gibi yaşamaya mahkûm olurlar.
De ki, "Size gökten ve yerden kim rızık veriyor? O, kulaklara ve gözlere hükmeden kim? Ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkaran kim? İşleri idare eden kim?" Hemen "Allah’tır" diyecekler. De ki, "O halde Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" Yunus 31
Dini öğreti içinde, rızkın yalnızca Allah tarafından verildiği öğretilir. Elbette rızık havadan da yağmıyor, onu kazanmak için çalışmalı ve çabalamalı da… Kişi rızkını kazanmak için elinden geleni yapar ve kazandığında ise onu da israf etmez. Rızkını kaybetmekten dolayı da asla korkmaz. Ona onu veren Rabbi gibi, zekâtla, sadaka ve fitre ile elinden geldiğince ihtiyaç sahiplerine Allah rızası için verir. Eğer, rızkını kaybetmekten dolayı korkarsa, onu kaybedeceği endişesi ile Allah’tan başkasına kul olur ve ömrünü mahveder. Çocuklarının da rızkını Allah verdiğine göre, biz onların gelecekteki rızkından şüphe edersek, Allah’ın onları beslemeyeceğinden de şüphe eder, böylece Allah’ın işine karışmış olur, onun vaadinden şüphe ederiz. Allah’ın sözüne inanmamak demek, Onun Rabliğini kabul etmemek olur ki, bu seçtiğimiz yol ile haşa, Allah’a şirk koşmuş oluruz da...
Bu yüzden çocuklarımıza zaman ayırmalıyız ve nasıl bir dünyada yaşadıklarını ve yaşam alanına girdiklerinde nasıl davranmaları gerektiğini öğretmeliyiz. Onlara her istediklerini almak yerine, hayatın verdiği sınavların yükünü anlamalarını sağlayarak ve sorumluluk vererek, onlara ihtiyacı olan dini eğitimi bu acıların olmaması yönünde kalıcı olarak anlamalarını sağlamalıyız. Onların dünyadan korkmak yerine yalnızca Allah’tan korkmaları gerektiği ve yalnızca onu içtenlikle sevecek bir yaşam felsefesini öğretmeliyiz. Korkunun, yalnızca Allah’ın rahmetinden, ihsanından, korumasından ve sevgisinden mahrum olmak demek olduğunu anlamasını sağlamalıyız. Çocuk, anne-baba sevgisinden daha yüce bir sevgi olan Allah sevgisini yaşamalıdır. Her istediğini Allah’ın vereceğini de bilmelidir. Çocukluk zamanı, başını topraktan çıkartmış yemyeşil ekin gibidir. Ona su verirseniz-dini eğitimdir bu, boy atar ve büyüdükçe büyür, verimli olur. Su vermezseniz kısa sürede sararır ve kurur gider-isyankâr ve şiddet yanlısı, zalim olur. Bu yüzden onları bolca sulamalısınız. Siz sularken, sizi de sulamasına izin vermelisiniz. Siz de yaşadığınız için, sizi örnek alarak en doğrusunu pratikleriyle sizden öğrenmelidir. Aile dini eğitimi yaşamanın en güzel ortamıdır.
Elbette öğretiler örnek olmaktan geçer. İnsan yaşamadığı bir pratiği, öğretemez ve anlatsa da kalıcı da kılamaz Bu öğretileri başkasının öğretmesini sağlasak bile, çocukta temel bir kanı şu olacaktır: “Madem bana öğretiyorsunuz siz niye yaşamıyorsunuz?” diyecektir. Bu soruyla karşılaşmamak için onlara örnek yaşamamız da gerekiyor…
İslam dini hayatın her anında, bizi terbiye eden ve yaşanılır dindir. Tuvalet adabından hapşırığa kadar, ne yapmamız gerektiğini öğreten ve her saniyesinde bizimle olması gereken ve edeple yaşatan dindir. Eğer her anı sünnet çerçevesinde yaşar ve çocuklarımıza da yaşatırsak, gerçek huzuru ve mutluluğu yaşar ve yaşatırız. Yemekle, içmekle uğraşmaz, ruhumuzun kimyasıyla meşgul oluruz. Kalp sever, yaşadıklarından şüphe etmez, dosdoğru yol açılır bizlerin önüne!

Unutmayalım ki, “İnanmak, inandığın gibi yaşamaktır…”

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ANADOLU TELGRAF
YAZARLAR
Saffet Kuramaz
Saffet Kuramaz
17 Ağustos Gölcük Depremini Yad Ederken
Halit Aksungur
Halit Aksungur
TAŞELİ YÖRESİNDE KADIN-5
Mehmet Şimşek
Mehmet Şimşek
KADINLARIMIZ (125. Bölüm)
Fatih Ceran
Fatih Ceran
TÜKETİCİ KÖŞESİ
Ebru Mut
Ebru Mut
Bu Şehrin Evlatları
Recai Kıcıkoğlu
Recai Kıcıkoğlu
50 Yıllık Sporcuların Gezileri
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
SÜPER LİG PUAN DURUMU
FACEBOOK'TA ANADOLU TELGRAF
TWITTER'DA ANADOLU TELGRAF
NAMAZ VAKİTLERİ
İmsak 04:23   İkindi 16:45
Güneş 06:07   Akşam 19:38
Öğle 13:03   Yatsı 21:08
Nöbetçi Eczneler
Ana Sayfa Yerel Asayiş Siyaset Ekonomi Güncel Spor Dünya Eğitim Sağlık Kultur-Sanat
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri