Ana Sayfa Yerel Asayiş Siyaset Ekonomi Güncel Spor Dünya Eğitim Sağlık Kultur-Sanat
İstanbul'da vatandaşlar kısıtlama öncesi meydanlara koştu
İstanbul'da vatandaşlar kısıtlama öncesi meydanlara koştu
İntiharı şova dönüştürdü
İntiharı şova dönüştürdü
Almanya'da parkta cuma namazı kılındı
Almanya'da parkta cuma namazı kılındı
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan önemli açıklamalar
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan önemli açıklamalar
Bakan Dönmez: 'Fatih'i, Karadeniz'deki ilk sondajı için yolcu ediyoruz'
Bakan Dönmez: 'Fatih'i, Karadeniz'deki ilk sondajı için yolcu ediyoruz'

Fatma Özen Erinç

SEYREYLEDİM DEVR-İ ALEMİ
4 Nisan 2020 Cumartesi

Geçen yıl ocak ayının sonlarıydı, yine Batman Hasankeyf’te memur lojmanlarında eşinin görevi dolayısıyla ikamet eden kızımın balkonunda, o zaman suları yükseltilmemiş olan Ilısu barajına karşı oturduğumda yine böyle, yüreğim gibi gökyüzünü gri sis bulutların kapladığı kasvetli bir gündü. Rahmetli anneciğimin vefatından çok kısa süre sonra, kızımın ve torunlarımın ağır grip enfeksiyonu ile damadımın onları acilen hastaneye yatırdığını öğrenince, bir gecede uçak biletlerimizi ayarlayıp eşimle İstanbul'dan apar topar pürtelaş gelmiştik.
İçimde daha çok yeni  ölüm acısı, ağır bir hüzün ve vücudumun yorgun halleriyle fırsat buldukça kızımın balkonundan Mekke’nin dağlarına benzettiğim Hasankeyf'in dağlarının eteklerinde kurulu eskiliği hala bozulmamış evlerini artık yaşanılmayan mağaralarını alabildiğince bozkır ovalarını seyrederken, sanki hala çağlar öncesi kavimlerin yaşadığı eski devirlere benzetmiştim. Sanki elinde asası ile bir peygamberin, etrafındaki insanlara Allah'ı anlatmak için mücadele ettiğini hissetmiştim.
Kimbilir, insanın en sevdiğini bilinmez alemlere gönderme iç güdüsü ilemiydi hissettiklerim. Yeryüzünden gökyüzüne ulaşması. Zaman mekân mefhumunda dolaşması...
Damadımın ısrarı ile bölgede yeni yapılan hala eksikleri olsada Hasankeyf müzesine gitmiştik. Bölgeye ait jeolojik eserler ile taş devrini canlandıran gerçekten canlı gibi duran, balmumu insan figürleri , yaşadıkları hayatı canlandıran dekor ile çok başarılıydı. Böyle bir ortamı herhalde bir şehir ortamında gezseydim bu kadar etkilenmezdim. Zaten eskilere giden ruh halimi büsbütün etkilemişti. Fark ettimki tarihi mekânların değeri, bir tek kendilerine ait orjinal yapıları değil, onları değerli kılan, asırlarca yaşayan veya kullanan insanların ruhlarıydı. Açıkça söylemem gerekirse Hasankeyf hakkında daha önce fazla bilgim   olmadığı halde tarihini araştırınca neden bu kadar etkilendiğimi  anlamış oldum.
Bu hissi Diyarbakır'daki kiliseden çevrilen Ulu camide yoğun bir şekilde hissetmiştim. Camiye girince
belkide, önceden kilise olması içimi ürpertmişti, sonra vakit namazımızı kılmanın huzuruyla duâ ederken sanki kilise ayinlerini tekbir seslerini karışık dinlerin ruhani uğultusunun duvarlarda yankılanmasını, mekanın, gelmiş geçmiş insanların, aynı Yaratıcıya ibadet eden huşusunu, hangi dinden olursa olsun tüm insanlığın Sahibini hissetmek anlatılamayacak kadar muhteşemdi.
Mardin, Midyat, Hasankeyf, Diyarbakır gezimiz sırasında özellikle Mardin Midyat konakları, her devrin bir saltanatı olduğunu ve o saltanat sahiplerininde bâki kalmadıklarını  görmüş olduk. Evet sizlere onca yaşadıklarımı, ziyaretlerimi, duygularımı anlatmak isterdim, lakin uzun sürer.
İşin ilginç tarafı, dağlık taşlık bozkır bir beldeden sonra İstanbul'a gelip rahmetli annem için kırkıncı gün Kur-an'ı Kerim okutup bir kaç gün geçince, sağ olsun eşimin, biraz olsun gönül yorgunluğumuza iyi gelir diye beş günlük rezervasyon yaptığı Çanakkale Kazdağılarında ormanlık bir alanda kaplıcaya, arkadaşlarımızın yaşadığı Biga'ya, günü birlik Çanakkale Kemer'de bulunan yazlıklarında  deniz manzarası, ve tatbikî gitmişken Şehitlik ziyaretimiz olmuştu. Dağlık taşlık bozkır ovalardan sonra lâkin çok eski medeniyetlerin ruhunu hissettiğim beldeler sonrası, yemyeşil sıra sıra ağaçların, ovaların yolları kapladığı, uzun yollardan geçmek, çağıl çağıl ırmakların sesini, kuş cıvıltıları arasında dinlemek, hala mart ayının eritemediği karla kaplı ormana ulaşmak, deniz manzarası ve sıcacık çay eşliğinde dost sohbetleri etmek, birde üstüne her gidenin mutlaka çok etkilendiği Şehitlik ziyaretimiz, o kadar çok ruhsal geçiş tefekkürü yaptırmıştı ki hüzünlü yüreğime...
Rabbimin yeryüzünde yarattığı her belde ayrı güzel ayrı muhteşem ve o beldeler ki üstünden ne medeniyetler geçiyor, nice insanlar göçüyor. Şükür ki Cennet Vatanım o beldelerden bir parça, dört mevsim yaşanıyor aynı zamanda bereketli topraklarında.

Evet aynı yerdeyim,
Şu an, aynı kasvetli hava ve yağmur sonrası gökkuşağını seyretmekteyim.
Bir yıl sonra mart ayının sonlarında, bu sefer baraj suları tamamen yükseltilmiş, üstün bir çaba ile tarihi eserler acık hava müzesinde toplanıp korumaya alınmış ve bir mekan daha tarihe karışmıştı. Nedeni her ne olursa olsun her yaşanılanın sonu olduğu gibi. Kızımın komşularından buranın yerlisi orta yaşlı öğretmen olan bir bayan ile sohbetimiz esnasında "Fatma abla ben değil ama annem o mağaralardan birinde doğmuş benim çocukluğum buralarda çok güzel geçti özellikle annem doğal olarak çok üzüldü tatbiki, şimdi Devletin sağladığı evlerde oturuyorlar." Adı üstünde orta kuşak, eski ve yeni yaşam arasında gel gitler olsada hayata uyum sağlayabiliyor.
Hayat ne garip, geçen sene bu sıralar, annemin vefatından önce acilen ameliyat olması sebebiyle, çocuklarımızı görmek için ayırttığımız uçak biletlerimizi iptal etmiştik, sonrada apar topar hastalık sebebiyle aceleyle gelmek zorunda kalmıştık.
Bu sefer gelişimizde  karmakarışık duygularla, iptal olan uçuşlar nedeniyle İstanbul'a dönüş biletlerimizi açığa  aldık. Ocak ayından beri Çin'de başlayan maalesef Ülkemizede  sıçrayan dünyayı kasıp kavuran koronovirüs salgınıyla gerildik. Tüm dünyada sıkı önlemler alınsa da yetersiz kalıyor. İnsanlarda korku, panik, telaş, belirsizlikle beraber toplu ölümler var. Bir çok Ülkede kısmen veya tamamen sokağa çıkma yasağı uygulanıyor. Hala aşısı araştırılan tedavisi bulunamayan salgın hastalıkla, sanki dünya durmuş, hayat anlamını yitirmiş durumda.
Salgın hastalıklar, kıtlıklar, savaşlar,  afetler, dünyayı cehenneme çeviren karanlık kalpler, onlar vesilesiyle, cennete gidenler, bitip tükenmeyen meçhul bir uzun yolculuk taa kıyamete değin...
İnsan ve insanlık dünya devranında sınavını veriyor her daim....
Seyreyledim devr-i alemi
İnsanoğlu bir varmış bir yokmuş masal misali...
İnsanlar bir gelip bir gidecek.
Yeni yeni filizler gelecek. 
Her tufan sonrası İman gemisine binenler gökkuşağını görecek. 
Yaşadığımız devran ve mekan kaderimiz ise, Rabbim Halife-i insan olmayı, hayırlı eserler bırakmayı nasip eylesin hem neslimize hem ahirimize. 
Fatma Erinç

 

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 3 yorum var, 3 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Kalbiye Hafızoğlu 6 Nisan 2020 Pazartesi  09:56

Yüreğinize sağlık, bu zor günlerin en az acılarla geçmesi dileğimle. Bugünlerde herkes çok karışık duygularda eminim . Çıkmazdayım, zor durumdayım, nasıl devam edeceğim diyenlere Rabbim tez günde yar ve yardımcımiz OLSUN inşallah. Kalın sağlıcakla

Yorumu oyla      0      0  
Kalbiye Hafızoğlu 6 Nisan 2020 Pazartesi  09:56

Yüreğinize sağlık, bu zor günlerin en az acılarla geçmesi dileğimle. Bugünlerde herkes çok karışık duygularda eminim . Çıkmazdayım, zor durumdayım, nasıl devam edeceğim diyenlere Rabbim tez günde yar ve yardımcımiz OLSUN inşallah. Kalın sağlıcakla

Yorumu oyla      0      0  
Serhan 4 Nisan 2020 Cumartesi  23:51

Kıymetli Ablam; Çok güzel olmuş. Sanki Çanakkaledeki Aile sohbetinize ortak olmuş, bir bardak çayı yudumlarken dinlemiş gibi hissettim. Harfleriniz söz olmuş sanki. Teşekkürler

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
YAZARLAR
Süleyman Göksu
Süleyman Göksu
Allah’ın kutlu elçilerine saygı
Ebru Mut
Ebru Mut
YENİ HAYAT
Mustafa Çağlayan
Mustafa Çağlayan
TÜKETİCİ KÖŞESİ
Erdal Handemir
Erdal Handemir
SINAV
Mehmet Şimşek
Mehmet Şimşek
MÜSLÜMAN KARDEŞLERİM
Saffet Kuramaz
Saffet Kuramaz
Aşkın Yolculuğu Bu- Işıkları Kapat
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
SÜPER LİG PUAN DURUMU
FACEBOOK'TA ANADOLU TELGRAF
TWITTER'DA ANADOLU TELGRAF
NAMAZ VAKİTLERİ
İmsak 03:21   İkindi 16:52
Güneş 05:24   Akşam 20:13
Öğle 12:58   Yatsı 22:00
Nöbetçi Eczneler
Ana Sayfa Yerel Asayiş Siyaset Ekonomi Güncel Spor Dünya Eğitim Sağlık Kultur-Sanat
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri