Ana Sayfa Yerel Asayiş Siyaset Ekonomi Güncel Spor Dünya Eğitim Sağlık Kultur-Sanat Yemek/Kadin








“İki karadelik, elimizdeki her şeyi yuttu”
“İki karadelik, elimizdeki her şeyi yuttu”
Türkiye Eurovision 2022’de de olmayacak
Türkiye Eurovision 2022’de de olmayacak
Mibzerden düşen çiftçi hayatını kaybetti
Mibzerden düşen çiftçi hayatını kaybetti
5G ile çevrim içi ameliyat
5G ile çevrim içi ameliyat
SBK Holding'den 'kara para aklama' açıklaması
SBK Holding'den 'kara para aklama' açıklaması

İsmail Üresin

SON KALE AİLE
30 Haziran 2015 Salı

Hepimiz bilir ve söyleriz; “aile toplumun temelidir, aile kurumu sağlam olmayan toplumların çökmesi kaçınılmazdır.”
 
Sağlam aile yapısına sahip toplumların güçlü bir devlet yapısına da sahip olduğu tartışmasızdır.
 
İnsanın doğasında güvenli ve huzur içinde yaşama isteği bulunur. Çalışan eş, akşama kadar, işinin mahiyetine göre, bedenen veya zihnen yorulmuştur. Ev hanımı olan eş akşama kadar ev işleri ve çocuklarla ilgilenmiştir. Eşler akşam olduğunda sükuna ermek, rahatlamak, dinlenmek, durulmak, huzur bulmak ister.
 
İnsanı yaratan olarak en iyi tanıyan Yüce Allah (CC) bu durumu Rum Suresi 21. Ayette; “Kendileriyle sükuna kavuşmanız için size kendi nefislerinizden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet var etmesi de O'nun ayetlerindendir.” şeklinde ifade etmiştir.
 
Eşler birbirlerinde “gönlünü ve bedenini” dinlendirebiliyorsa işte o zaman orada huzurlu ve mutlu bir aile yuvası var demektir. Aileyi birbirine bağlayan sevgi ve merhamettir. Böyle olmasa iki yabancının bir ömür birbirleri ile gönlünü ve bedenini paylaşması nasıl mümkün olacaktır!
 
Bizim güçlü aile yapımız Batı toplumlarında hayranlık uyandırmaktadır. Batı toplumlarına baktığımızda, aile kurumunun kalmadığını, evlilik dışı doğmuş çocukların önemli bir orana ulaştığını, dede – torun ilişkisinin neredeyse yok olduğunu görüyoruz.
 
Hatta öyle ki; bazı Batı ülkelerinde, bir nebze de olsa dede – torun ilişkisinin verdiği huzuru yaşamak ve o sevgiyi tatmak isteyenlerin ihtiyacı üzerine oluşan yoğun talep yaşlılar ile çocukları buluşturan işletme ve şirketlerin kurulmasına yol açmıştır.

 
 Özellikle 1970’lerde zirveye çıkan sınırsız cinsel özgürlük ve feminizm hareketleri Batı toplumlarını bu hale getirmiştir. Batı ülkeleri, toplumlarını adeta kemiren ve çökerten bu duruma çareler aramaktadır.
 
Ancak bu arada bizim toplumumuzda da aile kurumunun eskisi gibi sağlam olmadığını, teknolojinin ve iletişimin gelişmesi ve özellikle sosyal medyanın hızla yaygınlaşmasına, sevgi ve merhamet duygusunun erozyona uğramasına bağlı olarak pek çok ailevi problemlerin yaşandığını, boşanmaların hızla arttığını üzülerek görüyoruz.
 
Peki acaba biz bu durum karşısında, aile kurumunu güçlendirmek, aile içinde sevgi ve merhameti artırmak için ne yapıyoruz? Hukuk sistemimiz aileyi koruyor mu, yoksa bozuyor mu? Devlet kurumlarımız, sivil toplum kuruluşlarımız yeterli çalışmalar yapabiliyorlar mı? Fert olarak bu konuda üzerimize düşenleri yerine getirebiliyor muyuz? Bu hususta neler yapılabilir?
 
Elbette toplumsal değişimler bugünden yarına olmaz. Aile yapımızın bozulmasına, inanç ve değer yargılarımızın aşındırılmasına yönelik uzun yıllar süren sistematik çalışmalar karşısında işimiz kolay değildir.
 
Ancak milli kimlik ve kültürümüzü korumak ve yeryüzünde millet olarak varlığımızı sürdürmek istiyorsak toplumumuzun temeli olan aile kurumumuzu güçlendirecek her türlü hukuki, siyasi ve sosyal çalışmaları yapmak durumundayız.
 
Bu bağlamda öncelikle; Batı dünyasının kavramları ile düşünmeyi bırakıp asırlar boyunca bize ışık tutan, önümüzü aydınlatan, bizi güçlü yapan inanç ve kültür değerlerimizle barışmamız ve yeniden buluşmamız gerekiyor.
 
Ancak bu buluşma, bugün olduğu gibi sloganik, sahih bilgiden mahrum, içi boş anlayışlarla olmamalıdır. Günümüzde dini görünürlüğün arttığı bir gerçektir. Ancak aynı şekilde sahih bilginin, sevginin, şefkatin, merhametin, vefanın, diğerkâmlığın arttığını söylemek mümkün değildir.
 
Bu sebeple; öncelikle kendimizi bulmamız, kendimize güvenmemiz ve geçmişimizden tevarüs eden o muazzam birikimi, bugünün insanının anlayabileceği şekilde ve formatta sunmamız gerekiyor.
 
 
İsmail ÜRESİN
 

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
YAZARLAR
Mehmet Şimşek
Mehmet Şimşek
KADINLARIMIZ (247. Bölüm)
Süleyman Göksu
Süleyman Göksu
Mevlid-i Nebi
Mustafa Yolcu
Mustafa Yolcu
UNUTULAN GÜZELLİKLER
Ahmet Anıl Yılmaz
Ahmet Anıl Yılmaz
TÜKETİCİ KÖŞESİ
Ayşe Konakcı
Ayşe Konakcı
ZÜLFÜ LİVANELİ VE BEN !
Mustafa Çağlayan
Mustafa Çağlayan
TÜKETİCİ KÖŞESİ
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
TWITTER'DA ANADOLU TELGRAF
FACEBOOK'TA ANADOLU TELGRAF
ARŞİV
SÜPER LİG PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
İmsak 05:23   İkindi 15:47
Güneş 06:59   Akşam 18:11
Öğle 12:45   Yatsı 19:35
Nöbetçi Eczneler
Ana Sayfa Yerel Asayiş Siyaset Ekonomi Güncel Spor Dünya Eğitim Sağlık Kultur-Sanat
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri