Ana Sayfa Yerel Asayiş Siyaset Ekonomi Güncel Spor Dünya Eğitim Sağlık Kultur-Sanat
İletişim Başkanı Altun'dan depremle ilgili 'geçmiş olsun' mesajı
İletişim Başkanı Altun'dan depremle ilgili 'geçmiş olsun' mesajı
Dünyadan Türkiye'ye destek mesajları
Dünyadan Türkiye'ye destek mesajları
EGM duyurdu! 6 hesap tespit edildi
EGM duyurdu! 6 hesap tespit edildi
Bakan Soylu'dan açıklamalar
Bakan Soylu'dan açıklamalar
Artçıların 15 gün kadar sürmesi bekleniyor
Artçıların 15 gün kadar sürmesi bekleniyor

Ebru Mut

TELEVİZYON
29 Eylül 2020 Salı

1923 yılında icat edildi…

Ülkemizde 1972 yıllarında kullanılmaya başlandı.

Siyah beyaz kocaman tüplü televizyonlar evlerimize ilk girdiğinde, TRT, zaman zaman dalgalanan bir görüntü, arıza olduğunda ekranda necefli ibrik, gece 12’yi gösterdiğinde İstiklal Marşı, kapanış ve renkli bar. Bir de “Televizyonunuzu kapatmayı unutmayın” yazardı.

Demek ki o yazıya kadar beklemişim küçükken.

Benim sunuculuk sevdası, ekrandaki insanların oraya nasıl sığdığını düşünerek değil, haberleri okurken efsane spiker rahmetli Tuna Huş beyefendinin gözümüzün içine bakıp bizi görüp görmediğini düşünerek başladı.

Vizontele filminin ünlü repliği gibi: ”Zeki Müren de bizi görecek mi?”

Yıllar geçti, ben hayallerimin peşinde koştum ve gerçek oldu. 2001 yıllarında Türkiye’nin ilk yerel televizyonu SUN TV’de haber spikeri olarak başladım. (Öncesi 6 yıllık radyo sunuculuğudur)

Özel kanallar SUN TV’nin kuruluş yılını yani 1990 yılını takip ederek yayın hayatına başladı.

Elbette televizyon mecrasında ilk yıllarım acemilikle geçti, haberi okurken satırı kaçırdım, elimi masanın neresine nasıl koyacağımı bilemedim, vesaire vesaire.

İnsanların kolay zannettiği bu işi hakkını vererek yapmak için senelerimi verdim. Diksiyondan yana sıkıntım olmadı, zaten eğitimini almıştım. Biz bu işe başladığımızda ben Konya’nın ilk sertifikalı bayan spikeriydim. Bunu pek çok insan bilmez, özetle çok heyecanlı ve güzel yıllardı.

Şimdi de heyecanı kaybetmedim ama televizyonculuk sektörü o büyüyü kaybetti.

Garip diziler, tuhaf programlar, komşusunun eniştesiyle kaçıp onu da başkasıyla aldatanların hikayeleri…

Elbette bu hikayeler yaşanıyor, elbette gerçek hayat hikayeleri. Eskiden de vardı bu hikayeler ama bu programlar bir furya haline gelene kadar biz bunları yalnızca gazetelerde okurduk tek tük.

Mahremiyet vardı, her şey alenen ekrana saçılmazdı. Evlerin kapıları kapandığında, içeride nelerin yaşandığını pek bilmezdik. Komşuluk çok güzeldi, ev oturmaları çok samimiydi. Bir şey öğrenilecekse komşunun derdiyle dertlenmeyi öğrenirdik. Şimdi istemediğimiz her şey gözümüzün önünde.

Sosyal medyanın da işin içine girmesiyle, medya denilen mecra büyüdü, büyüdü, büyüdü kocaman bir balon haline geldi.

Bir ara manken sunucular türedi, neredeyse haberleri bile onlar okurdu. O da bir furyaydı.

Mesela, Uğur Dündar kaçak imalathanelere, sağlıksız şartlarda üretim yapan yerlere baskın yapana kadar, gıda hilelerini bilmezdik. Türkiye’de araştırmacı televizyon gazeteciliğini başlatan ilk isimdir. Sanırım 1990’lı yıllardan önceydi programlarının başlama tarihi. 80’li yıllarda Vita yağı yerdik, başka yağlar çıktıktan sonra düzen bozuldu. Soluksuz izlerdim o programları.

Saadettin Teksoy, Reha Muhtar, Savaş Ay…1990’lı yılların efsaneleriydi. Ben sunucu olacağım diye ekranın karşısında gözümü ayırmadan izlerdim onları. Araştırmacı televizyonculardandı. Bir gün elime mikrofon alıp ben de böyle şeyler yapabilir miyim diye mutlaka hayal kurmuşumdur.

Şimdi bir şeyler araştırmaya kalksanız, ne bulursunuz, ne de aramaya takatiniz kalır. Profillerimize kim bakmış, kim engellemiş, fotoğraflarımız kaç beğeni almış şimdi merak ettiklerimiz, araştırdıklarımız bunlar oldu…Ne garip, değil mi ?

Çok uzun yıllar süren televizyonculuk hayatımda şunu iyi öğrendim ki, izleyici kaliteyi mutlaka ama mutlaka bilir. Herkes her şeyi izler gibi görünse de, o işler aslında öyle değildir. Kalite de asla tesadüf değildir.

Bu arada spikerliği ve sunuculuğu bırakmadım, ekrana çıkmıyorsunuz diye sitem edenler için belirteyim, sadece biraz kenara çekildim manzarayı izlemek için. 20 seneyi devirdim, hani hep şunu derler, sen kendini övme seni başkaları övsün diye. Ama bakıyorum ki, insanların kendine övgüsü arşa çıkmış. Birkaç kez haberlerde çok karışık bir iki yabancı soyadı okuyamadığım telaffuz edemediğim yayınların haricinde, ben kendimle hep gurur duydum biliyor musunuz? Ekranı çok severim, stüdyo ışıkları yabancısını yakar rahatsız eder, ama öz evladını pırıl pırıl parlatır. İşte ben de öz evlatlardanım. Ekran arkası yani işin mutfağını da severim, orada teknoloji ne kadar iyiyse, ne kadar iyi kullanırsanız, işleriniz o kadar güzel olur. Biraz beyin fırtınası, biraz araştırma hevesi, güzel işler yaptırır. Fakat özellikle de yerel televizyonculuğun artık eski tadı yok. Ben bulamıyorum. Habercilik zaten muallakta.

Sırtımıza devrilen dekor tahtası, şase yapıp patlayan spot lamba, stüdyonun içinde uyuşuk uyuşuk gezen sineğin tam haber okurken gelip burnunuza konması ve orayı çok sevmesi…Canlı yayın esnasında o dünya çok başkadır, bu saydıklarım bile sizi o masadan kaldıramaz.

Hayat bu, her şey insanlar için. Canınız sıkılmıştır, moraliniz bozuktur, yayına çıkmadan önce ağlamışsınızdır ve haber saati gelmiştir. Ama izleyici bunu bilmemelidir, nitekim bilmez.

Suratsız derler öyle durumlarda, halbuki siz belki daha 12 saat önce bir sevdiğinizi kaybetmişsinizdir.

Ama televizyonculuk bir anlamda hislerinizi gizleme ustalığıdır, büründüğünüz farklı bir kimliktir, meslektir, sanattır. Bir nevi şovdur. Bu iş benim o kadar hayatıma işledi ki, bugün bile dışarıdan eve girdiğimde “İyi akşamlar sayın seyirciler” diye odaya seslenirim.

Şimdi ekranlarda değilim, ama belki bir gün bir projede yine görüşürüz.

“Kâh çıkarım gökyüzüne, seyrederim alemi

Kâh inerim yeryüzüne, seyreder alem beni.”

 

Sağlıkla ve sevgiyle kalın.

 

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
YAZARLAR
Süleyman Göksu
Süleyman Göksu
Peygamberimiz ve çocuk
Mehmet Şimşek
Mehmet Şimşek
KADINLARIMIZ (207. Bölüm)
Mustafa Yolcu
Mustafa Yolcu
MORFİNLİ MEHMET VE BEBUK
Mustafa Çağlayan
Mustafa Çağlayan
TÜKETİCİ KÖŞESİ
Ahmet Anıl Yılmaz
Ahmet Anıl Yılmaz
TÜKETİCİ KÖŞESİ
Ebru Mut
Ebru Mut
TELEVİZYON
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
TWITTER'DA ANADOLU TELGRAF
FACEBOOK'TA ANADOLU TELGRAF
ARŞİV
SÜPER LİG PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
İmsak 05:30   İkindi 15:40
Güneş 07:07   Akşam 18:01
Öğle 12:44   Yatsı 19:27
Nöbetçi Eczneler
Ana Sayfa Yerel Asayiş Siyaset Ekonomi Güncel Spor Dünya Eğitim Sağlık Kultur-Sanat
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri